| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 0 | 0 | |
| EURO | 0 | 0 | |
Bir okul arkadaşımızın gruba gönderdiği bir yazı üzerine, "Toplumun yeniden resetlenmesi lazım" diye bir cümlelik cevap yazmıştım. Ama başka bir arkadaşımız haklı olarak, "Önce bizim kendimizi resetlememiz lazım ki, toplumu resetleyelim" dedi. Ancak, devamında Ali İmran Suresinin 103 ve 104. Ayetlerinin mevcut meallarde yanlış olduğunu, Ehli Sünnet, tasavvuf vs gibi diğer yapılanmaların 'gelenekçi, paralel dinci, tevhidi bozan sapık unsurlar olduğunu söyleyerek, hiç bir ayırım yapmadan keskin cümlelerle saldırması, cevap vermeme vesile oldu.
Bir insanın Ehli Sünnet veya Tasavvuf Ehli olması, ahlâklı veya ahlâksız olması arasında bir bağ yoktur. Kur'an'ı Kerim'in ölçüsü daha çok şudur: "Allah katında en üstün olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanızdır. Hucurat 13. " Yani Kur'an'ı Kerim'in ön plâna çıkardığı ölçü; takva, adalet, doğruluk ve güzel ahlaktır. Bilindiği üzere Ehli Sünnetin inanç esasları şunlardır. " Allah'a, Meleklerine, Kitaplarına, Peygamberlerine, Ahiret Gününe ve kadere (hayır ve şerrin Allah'tan geldiğine) imandır.
Bununla birlikte Kur'an'ı Kerim, kurtuluşun belirli bir mezhep adına değil, iman, Salih amel ve takva ile ilişkilendirir.
"İman edip, Salih amel işleyenler için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir." Bakara 62.
Zaten akıl sahibi birinin, Allah'a kul olmak, Resulüne itaat etmek ve güzel ahlaklı olmaya çalışması hedefi olmalıdır. Zaten, Tasavvufun özü de güzel ahlaklı olmaktır. Nefsini terbiye ederek, karakterini güzelleştirmektir. Cenab-ı Hak, Kalem Süresi 4. Ayet-i Kerimesinde Resulü Hz. Muhammed s,a,v, in ahlakını müslümanlara örnek göstermek için, " Sen elbette yüce bir ahlak üzeresin." Diye buyurmuştur. Mutasavvuflara sapık, paralel dinci diyen Muammer bey kardeşim, Mutasavvıfların öne çıkan ahlâki erdemleri şunlardır: Sabır, şükür, doğruluk, affedicilik, merhamet, cömertlik, öfkeye hakim olmak, kibirden uzak durmak, gıybet ve dedikodudan kaçınmak. Örnek verecek olursak, Cüneydi Bağdadi, " Tasavvuf, baştan sona Edeb demektir." demiştir. Yani eline, diline, beline sahip olmaktır. Yunus Emre, sevgiyi ve hoş görüyü ön plana çıkararak, " Yaratılanı severiz, Yaradan dan ötürü" demiştir. Bunlar mı sapık, paralel dinci? Toplum önce kendini resetlemeli derken, elbette önce kendi nefsimizi sorgulamalıyız. Hatalarımızı kabul ederek, tövbe etmeliyiz. Mutasavvıflar buna " Nefsin tezkiyesi (arınması) ve kalbin tasfiyesi (temizlenmesi) derler. Bu nedenle, bir insanın maneviyatını anlamanın yolların dan biri de, insanlara karşı olan davranışlarıdır.
Sonuç olarak Muammer bey kardeşim, hiç merak etme, iddia ettiğin gibi değil, Ehli Sünnetinde, gerçek Mutasavvıf'larında Anayasaları Kur'an'ı Kerim'dir. Mevcut meallar'de Ali İmran 103 ve 104. Ayet-i Kerimler in anlamlarının yanlış olduğunu beyan ediyorsunuz. Doğrusunu yazarsanız bilgilenmiş oluruz.
Bu iki Ayet-i Kerim'e hem bireysel ahlakın, hemde toplumsal ahlâk ve dayanışmanın temel prensipleri arasında kabul edilmektedir. Bireysel ahlâk ve toplumsal ahlâk Kur'an'ı Kerim de, birbirini tamamlayan iki alandır. Şems Suresi 9. Ayet-i Kerimede Cenab-ı Hak, " Nefsini arındıran, kurtuluşa ermiştir. " buyurmaktadır. Allah, nefsini arındıran kullarından eylesin. Ancak, nefsini arındıramayan, ıslah edemeyen insanların, başkalarını ıslah etmeleri mümkün değildir.
Yalçın KARTAL
Araştırmacı/Yazar