| Merkez Bankası Döviz Kuru | |||
| ALIŞ | SATIŞ | ||
| USD | 0 | 0 | |
| EURO | 0 | 0 | |
RESUL’E İTAAT, ALLAH’A İTAATTİR...
Kur’an’a inanmak, Allah’ın kitabını tek rehber kabul etmek her Müslümanın görevidir. Ancak Kur’an’ı esas almak, Resulullah’ın sünnetini ve onun dini açıklama görevini yok saymak anlamına gelmez. Aksine Kur’an, Resule itaati ve onun açıklamalarını dinin bir parçası olarak görür.
Ancak bir okul arkadaşımız, Allah’ın Resulü’nün sünnetini, Kuranı Kerimin özüne uyan hadislerini benimseyen herkesi, son derece ağır ve yıkıcı bir uslupla; ikinci elci, paralel dinci, trafocu gibi saçma sapan sözlerle, üstelik kafirlikle suçlamaktadır. Ali İmran Suresinin 103. Ayeti Kerimesini referans gösterirken, sünnet ve sahih hadislere ihtiyaç olmadığını mı ifade etmek istiyor? Tekfir ve hakaret sözleriyle kardeşlerini din dışı ilan ederken, ‘’ Kim Resule itaat ederse, Allaha itaat etmiş olur‘’ (Nisa 80 ) ayetini hiç düşünmüyor mu?
Böyle bir tartışmada en doğru yol, Allah’ın, Resul’e itaati emreden ayetlerini delil olarak ortaya koymak ve hakaret yerine, ilimle cevap vermektir. Çünkü Kur’an, Allah’a iman ile Resulüne imanı birlikte zikreder. ‘’Allaha ve Resulüne iman edin’’ (Araf 158) ‘’ Allah ve Resullerini inkar edenler ve Allah ile Resullerinin arasını ayırmak isteyenler….işte onlar gerçek kafirlerdir.’’ ( Nisa 150-151)
‘O, HEVASINDAN KONUŞMAZ’
Kuranı Kerim yalnızca Allah’a değil, Resulüne de itaati emreder. ‘’ Ey iman edenler! Allah’a itaat edin, Resule itaat edin. (Nisa 59) Bu ayetlerde Allaha itaat edin ve Resule itaat edin ifadelerinin ayrı ayrı zikredilmesi, Resulün tebliğ ve açıklamalarına da uyulması gerektiğini gösterir. ‘’ Sana bu zikri indirdik, insanlara kendilerine indirileni açıklayasın.’’ (Nahl 44) Kur’an, burada Resulün görevlerinin sadece ayetleri okumak değil, onları açıklamak olduğunu da bildirir. Cenab-ı Hak, ‘’ Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık.’’ (Enam 38) derken, bir çok müfessir, Kur’an bir çok hükmü genel olarak bildirir, ayrıntılarını Resulullah açıklar demiştir. Bazıları da, kitaptan maksat, Lehv-i Mahfuz olabilir diye açıklamıştır. Resul size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan kaçının.’’ (Haşr 7) Burada Ayet-i Kerim’e, sadece ganimet paylaşımıyla sınırlı bir ifadeyle kalmaz, Resulün emir ve yasaklarına uyma ilkesini ortaya koyar. ‘’ O, hevasından konuşmaz. O söyledikleri, kendilerine vahyedilen bir vahiyden başkası değildir. (Necm 3-4) Görülüyorki, Allah’ın Resulü’nün hayatı, Kur’an’ın hayata geçirilmiş şeklidir.
Kur’anı Kerim, hiçbir yerde ‘’Resulün sözleri ve uygulamaları sizi bağlamaz’’ demez. Aksine Allah’a itaatle Resulüne itaati birlikte emreder. Açıklayıcı görevi olduğunu bildirir. Resulün hükmüne teslim olmayı, imanın gereği sayar ve müminlere örnek olarak gösterir.
Nitekim, Namaz, Zekat, Hac, Oruç gibi farz ibadetlerin uygulamaları Resulullah’ın fiili sünnetleriyle bizlere ulaşmıştır.
SONUÇ VE DEĞERLENDİRME
Kuranı Kerim, Müslümanlara hayatın temel esaslarını bildirir. Sünnet ise bu esasların nasıl uygulanacağını öğretir. Bu nedenle, Kur’an ile sünnet birbirinden ayrılmaz. Reddetmek, Resule itaati emreden bir çok ayeti inkar veya göz ardı etmek anlamına gelir. Bu da, Resulullah’ın görevini fiilen yok saymaktır.
Dini konularda farklı görüşler bulunabilir. Ama bir Müslümanı, ‘gelenekçi’, ‘ikinci elci’, ‘müşrik’, ‘münafık’ veya ‘kafir’ gibi ağır ithamlarla suçlamak, İslam’ın emrettiği kardeşlik hukukuna ve güzel ahlaka aykırıdır. Kur’an’ı Kerim insanları hikmetle, güzel öğütle en güzel şekilde davet etmeyi emreder. (Nahl 125)
Rabbimizden dileğimiz, bizleri Kur’an’a hakkıyla sarılan, Resulullah’ın sünnetini doğru anlayan, ilimde adaletli, dilde edepli ve kalpte ihlas sahibi kullarından eylemesidir.
‘’Ey Rabbimiz! Kalplerimizi hidayete erdirdikten sonra eğriltme. Katından bize rahmet bağışla. Şüphesiz sen, karşılıksız lütuf ve ihsanı en bol olansın.’’ (Ali İmran 8)
27.07.2026
Araştırmacı/Yazar
Yalçın KARTAL
Kaynak : Kur’an’ı Kerim